ilahi sözleri sitemize hoş geldiniz.

Beğen 0

Hz.Ebu Bekir

O ince insandır. İncelik O’nun karşısında iki büklüm olur, utanır hicab eder. Rakik bir insandır. Aişe validemiz naklediyor : “Vefat esnasında Rasuli Ekrem Efendimiz, “Ebu Bekir’e söyleyin, yerime namaz kıldırsın”. Aişe validemiz der ki: “Rakik-ül Kalb’tir; senin yerine duyunca Kur’an okuyamaz sadece ağlar O! İşte taa ilk günlerden başlar, namaza durur ve ağlar… Allah Rasulu’nun bir gün birisine dediği gibi “Bu Kur’an! ağlaması nerede bunun!?”. Benim dememe de müsaade ediyor musunuz. O ağlama da ister.

Ve etrafında hayretle O’nu seyrederler. O’nu dışarıya kovarken ne derler biliyor musunuz? “Bunun böyle namaz kılması ve Kur’an okuması bizim çoluk-çocuğumuzu baştan çıkarıyor; sakalının şekli; kurban olayım sakalının tek teline, bütün sakallarının da tek teline! sarığının ihtişamı, cübbesinin göz kamaştırıcılığı değil !… Yüreği! kıvrım kıvrım kıvranması! sancısı! Kur’an okuyuşu! ve O güzel sakala ayrı bir güzellik derinliği katan gözyaşları! Teb’idine, nefy edilmesine, techirine bir vesile olarak gösterilen buydu.
Sen Mekke’de yaşıyamazsın! Niçin : Kur’an’ın gönülleri fethediyor, ağlamakla gönüllere giriyorsun!Küfür yobazlığı…Ağlar…
Bir Ramazan-ı Şerifte, Efendimiz’den sonradır. Kendisine bir bardak soğuk su sunarlar, dudağına kadar götürür, soğukluğunu anlamıştır.. İçemez, elleri titrer, bardağı kor ve ağlamaya durur. Neden sonra “Ey Allah’ın peygamberinin halifesi, niye?”
“Rasuli Ekrem’i bir gün gördüm, dünya temessül edip O’na şöyle dediğini nakletmişti : “Ben kendimi sana kabul ettiremedim. Ama senden sonrakilerine kabul ettireceğim”. Korkarım O ben olacağım diye”. İŞte bundan dolayı ağlar…
Hasret (siz kimi seviyorsunuz?)
Ve Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem’in yerine duramayacak kadar ağlar. O ahirete irtihal buyurduktan sonra da, iki buçuk sene kadar bir zaman O’nun ağır yükünü omuzlar; götürür ama dayanamaz. Bir hadisi şerifte bir zaafa işaret buyrulmaktadır. Zannediyorum O’nun o bam telinin, kalbin bam telinin bu mevzuudaki tahammülsüzlüğüne işaret buyrulmuş olacak. Yani Efendimizden sonra çok fazla dayanamıyacaktı. O’nun o noktada, Efendimizin ayrılığına dayanamama zaafı vardı. O hicranı, o hasreti çekemeyecekti; dayanamayacaktı ve dayanamadı gitti…
Biz dayanıyoruz; nasıl bir sinemiz varsa.. Huzuru risalet penahiye yaklaştığım günü bu gün gibi hatırlarım. Zannediyordum ki, başımı demir parmaklıklara verince, cesedim orada kalır. Ne talihsiz bir insanmışım ki, yüreğim orada hoplayıp duracak kadar bir saffete sahip değilmiş. Döndüm, geldim ve çok üzüldüm…
Ebu Bekir dayanamamıştı…
Hz. Omer (Allah ondan ebeden razi olsun)Ebu Bekir’i Ömer’den ayırmak mümkün mü. Ömer, her vadide bir hasret insanı, bir vicdan insanıdır. Cahiliye de ne yapıyordu bu gönül insanı bilemeyeceğim.. O yine kılı kırk yaran bir insandı. İleride adalet şeklinde zuhur edecek; mahiyetinde bir sertlik vardı, bi çeliklik vardı. Ama madeni maddesi çelikten demek istemiyorum, altın üstü bir madde bilseydim onu diyecektim ama; bağışlasın, ben altın diyeceğim. Fakat çelik gibi sertti. Zamanla bu adaleti doğuracaktı; kılı kırk yarma düşüncesini doğuracaktı; istikameti doğuracaktı. Fakat bir kalbi kırığın yanında oturur, hıçkıra hıçkıra ağlardı…


Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.