ilahi sözleri sitemize hoş geldiniz.

Beğen 0

Salik Meratib Kateder İlahisi

Salik Meratib Kateder İlahisi – Mustafa Demirci

Mustafa Demircinin özel ilahilerinden bir tanesi daha Salik Meratib Kateder İlahisi. Diğer ilahilerdeki anlamı bu ilahide bulabilirim gibi bir düşünceniz var ise yanılıyorsunuz. Ama kelimelerdeki anlamları öğrenme imkanınız var ise mükemmel bir dağarcığınız olabilir derim.

Salik Meratib Kateder İlahisi Sözleri

Salik meratip kateder
Tekrarı hu ya hu ile
Aşık hicabın ref eder
Ezkarı hu ya hu ile

Keşf ü keramata erer
Cümle makamatı geçer
Vahdet gülün daim derer
Gülzarı hu ya hu ile

Kesrette buldu vahdeti
Mihnette buldu rahatı
Firkatte buldu vuslatı
Her-barı hu ya hu ile

Gel ey Senaî daima
Hu zikrin et subh u mesa
Ta keşf ola sana lika
Esrarı hu ya hu ile

Salik Meratib Kateder İlahisi Kelime Anlamları

Salik Meratib Kateder İlahisi Sözlerinde geçen kelimelerin anlamları aşağıdaki gibidir.

lika:
Kavuşmak. Rast gelip buluşmak. Görüşmek. Yalnız görüşmek.
Yüz, sima, çehre.

her-bar
Her defa, her kere.

mesa:
Akşam. Akşam vakti. Akşam olmak.
Gamlı olmak.
Öğleden güneş batıncaya kadarki vakit.

subh:
Sabah vakti. Sabah. Tan vakti. Şafak zamanı.

vahdet:
Tasavvuf: Allah’a yakınlık. Gönlünü, kalbini tamamen Allah ile meşgul etme hali. (Yüsr-ü vahdet; yâni birlik usulüyle bir merkezde, bir elden, bir kanunla olan işler; gayet derecede kolaylık veriyor. Müteaddit merkezlerde, müteaddit kanuna, müteaddit ellere dağılsa müşkilât peyda eder. M.)

meratib:
Mertebeler. Basamaklar. Kademeler. Dereceler.

keşf:
Açmak.
Olacak bir şeyi evvelden anlamak. Gizli kalmış bir şeyin Cenab-ı Hak tarafından birisine ilham olunması ile o gizli şeyin meydana çıkarılması.

kesret:
* Çokluk, sıklık.
* Bir şeyin ekserisi ve muazzamı. Bolluk. (Bunun zıddı kıllettir) (Hayat, kesrette bir çeşit tecelli-i vahdettir. Onun için ittihada sevkeder. Hayat, bir şeyi her şeye mâlik eder. M.) (…Hem bütün âlemlerin Rabbi kesret tabakatında vahdaniyeti ilân etmek istemesine mukabil; en azamî bir derecede bütün merâtib-i tevhidi ilân eden, yine bizzarure O Zâttır. S.) (Bak: Tefekkür)

sâlik:
* (Sülûk. dan) Bir yolda giden. Belli bir yol tutup giden.
* Bir tarikat yolunda olan.

ezkar:
(Zikr. C.) Zikirler.

gülzar:
(Farsça)
Gül bahçesi. Gül tarlası.

firkat:
(Fürkat) İftirak. Dostlardan ve sâir sevdiği şeylerden ayrılış. Firak. Müfarakat.

mihnet:
* Zahmet. Eziyet. Dert. Belâ.
* Mc: Tecrübe, sınamak.

ref:
* Kaldırma, yüceltme, yukarı kaldırma.
* Lağvetme, hükümsüz bırakma.
* Gr: Arapça bir kelimenin sonunu merfu’ (ötreli) okumak.

keramat:
(Keramet. C.) Kerametler

makamat:
* (Makam ve makame. C.) Makamlar, mertebeler.
* Cemaatler, cemiyetler, kalabalıklar, topluluklar.

Vuslat:
Visal. Sevdiğine kavuşma, ulaşma, bitişme. Bitiştiren.

hu:
“O” mânasına zamir olup, Kur’an-ı Kerim’de, bir Allah’tan başka ilâh olmadığını ifade eden ve kelime-i tevhid olan bu $ lâfzında şeklinde 26 defa zikredilmiştir. Müstakil olarak “hüve” diye okunur. (Bak: Hüve)

hüve:
Arabçada: O (mânasına işâret zamiri)

esrar:
* (Sır. C.) Sırlar. Gizli hikmetler ve mânalar. Bilinmeyen şeyler.
* Elinde ve el ayasında olan hatlar.


Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.