Web sitemize hoşgeldiniz...
Beğen 1

Muzaffer Dereli-Sendin Beklenen Ya Rasulallah

Hıçkırıklar duyulurken Mekke’nin boğuk havasında, sefaleti görürsün şakaklarda ağaran saçların karışmış halinde. Yayılmıştı her yere mazlumun ahu figanı, kavrulan insanlık sabrının son doruğunda, nihayete erdireni bekler, bitmeyen çilelerde.
Esir ağlar, hüzün içinde gelecekten umutsuz, gecede ayın yansıyan ışığıydı sadece aydınlatan kör sofraları. Yakarışlar dilde ama fayda yoktu kimselerden. Zalim durmaz, sabi ağlar; kız çocukları kızgın çölün gülü edilmekte. Bağrı kanayan analar başına kumları saçmakta, merhametsiz cahil törede yangınlar yanar da dumanı nerede?
Çölün gülü, sen ki acının timsalisin. Her kum tanesi bilir senin hikâyeni. Utançla gömüldü çocuk masumiyetin, bir çığlık sustu çölde, yankılandı derin. Rüzgârlar fısıldadı sessizce yasını; kaybolan bir zamanın, yitik anıların izini, toprak acıyı saklar da söyleyemez. Çocuk gülüşün o çölün altında gizlendi. Sessiz sessiz gözyaşın damlar mı çölün tenine? Yoksa yıllar geçti de unuttum mu çöl seni?
Ama gül, sen sabırla müjdelenen umudu bekledin. Köklerinde büyüterek son elçiyi gözledin. Her kum tanesi bir dua taşıdı sana toprağın derinlerinden dile gelen bir umut var hep solgun yapraklarında; kurtarıcısını beklerken bile açmaya çalışan. Devir bozuk insanlık soğuk, üşüyordu garip, kimsesiz biçareler. Tutunacak bir dal, kurtaracak bir el lazımdı karanlık geceden çıkartacak gün yüzüne.
Çölün yakışı kadar keskindi kokusu ölümün. Batıyor, kanatıyor bir yetimin, öksüzün çığlıkları kalpleri derinden. Panayırlar kurulur çılgınca eğlenceye; mal gibi satılan kadınların yalvarışı pazarda ağlaşan bebek seslerine karışır. Sabahlar olmasın, gün doğmasın kölelerin üzerine… Var mı çaresi nedir? Bu düzeni kuranlar. Azgınlık içinde bir zulmette salınır ipekli ziynetlerle kabile liderleri, rakkaseler peşinde. Ağlıyor insanlık, ağlatıyor cahil töre.
Emarelerin görüldü izlemede kahinlerde gıpta edilen günlerin başlangıcı senle olup yaklaşmaktaydı âlemlere. Ey beklenen, bekleyenlerin çok ağıtlarda, sabırlar tükendi, kurtarıcımız nerede? Kolay değildi doğum, sancılar çekmekte olan Âmine’ye, tatlı bir bahar olur doğumların getirdiği neşelerde. Kurtlar kuşlar müjde verdiler bunu hep birbirlerine.
Kâbe’de yıkıldı tüm putlar, yağmurlar yağdı, son buldu çekilen susuz kuraklıklar. Sen doğdun hanelere cevheri nurunla. Kaotik durumların yaşandığı zamanda şeref kazandı insanlığın yerlere düşmüş itibarı. Kubeys dağından doğan nur huzmeleri yayıldı tüm kâinatın üzerine. Çöken kara bulutları dağıtmaya başladı senin gelişinle yaşanacak olan asrısaadette.
Tohumlar atılmada, Medine’nin gülleri yetişmekte. Beklenen gelmişti; katran gecelerin karaları bitmekte. Düşen dallara bir el uzanıp çıkaracaktı esaret çölünün keşmekeşinden de. Allah’a adanmışlık vardı; iki adanmış kurbanlığın oğlu gelecekti. Taşlansın şeytan! Kesmeyen bıçağın müjdeli çalışlarıyla temiz nesillerden gelen asil nurun sahibi geliyordu.
Abdullah’ın kokusunu alamadığı yetimi, Âmine’nin hasreti, göz bebeği, Abdulmuttalib’in can parçası, yiğidi; Hatice’nin beklediği, muştularla gizlediği sevdası. Kâbe’den başlayıp Kudüs’ten yükselen miracı görüşmenin muhteşemliğinde, nurlu alınlara mührü vuruldu çöl seccadesinde. Sevinsin kâinat, açılsın gökler ve yerler! Onu karşılamaya hazırlandı tüm âlemler. Dualar ulaştı, gülsün yüzler, kırılsın esarete kilit vuran zincirler. Deve dikenleriyle tozu dumana katan fırtınalar usuksun; yorgun düşen gönüller yorgunluklarında durulsun.
Ey Habibullah, ey Nebi, ey Resul, ey yâr… Gelişine şükredecek çok sebep ve haller var. Bastığın yerlerde açar kara adetlere inat nevbaharlar. Yaratan hayran, insanlar, melekler, mevcudat hayran, olsun yaratılanın hepsi de Senin yoluna kurban. Her yer sevindi gelişinde, şükürler dillerde senalar edilmekte. Sema arza, arz semaya müjdeler göndermekte.
Meleklerin sevinci, cennetin coşkusu, cehennemin susuşu… Yaratılan her şeyin sevinçle secdeye, şükürle doluşu. Mazlumların gönül pınarlarına dolan ilahi nurlarınla hoş geldin sultanım, hoş geldin göz aydınlığım, hoş geldin ya Resulallah!.
Hoş geldin safalar getirdin, Rahmetenli’l-âleminsin sen. Hakk Habibi Muhammed Mustafa’sın sen. Hayat verdin ya Nebiyallah, şeref verdin ya Resulallah! Sana gönülden olduk hayran; gelişinle doldu tüm cihan, bizlere oldu hep bayram, hep bayram.

Muzaffer Dereli

Sitemizde sanatçıya ait toplam 1 eser bulunmaktadır. Sanatçının sayfasına gitmek için tıklayın.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.