Erkan Mutlu-Mehmet Akif Sesleniyor
İstanbul’da doğdum, Fatih’te Sarıgüzel’de. Babam, “Temiz Tahir Efendi” diye anılan bir müderristir.
Mecburiyetten gittiğim Baytar Mektebi’nden birincilikle mezun oldum. O dönemde babamı kaybettiğim gibi, oturduğumuz ev de bir yangınla kül oldu; şiire işte o yıllarda başladım.
****
Daima vatan aşkıyla doluydum; Nerede isyan çıksa oraya koşuyor, batılı devletlerin bize dayattığı Sevr Antlaşması’nın nasıl bir felakete yol açacağını anlatıyordum. Birinci Meclis’te Burdur Milletvekilliği yaptım. Milli Mücadele yıllarında Ankara’da Tacettin Dergâhında yaşadım, İstiklal Marşımızı burada yazdım. Onu Safahat’ıma almadım; sebebi basitti, o artık milletimin malı olmuştur.
****
1925’te Mısır’a gittim, 10 yıl kaldım ve Edebiyat Fakültesi’nde Türkçe müderrisliği yaptım.
Çanakkale Destanı’nın şairiyim.
Ey şehit oğlu şehit isteme m benden makber
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber
Şiirim isyanı da yansıtır tevekkülü de. Ben Allaha annesine naz eden bir çocuk samimiyetiyle inanır, yardımdan umudunu kesmemiş bir yürek saflığıyla diklenirim. Ağzım kurusun yok musun ey adl-i İlahi.
Cehaletin, tembelliğin, haksızlığın ve ahlaksızlığın daima karşısında oldum. Yaşadığım çağın bütün buhranları, savaşları içinde yüklendiğim ağır sorumluluklarıma rağmen hep güler yüzlü oldum, ümitvar oldum.
****
Mısır’dayken başlayan siroz hastalığı vücudumu sardı; İstanbul’da tedavime başlandı fakat günden güne zayıflıyordum. Fransızca konuşup yazan, saatlerce yürüyen, pehlivanlarla güreş tutan, boğazı yüzerek geçen, klasik Batı müziğini türküler kadar seven, verdiği her sözde duran, İstiklal Marşı ödülünü almadığım günlerde, paltosunu satarak ölen arkadaşının geride bıraktığı çocuklarına bakan, başkalarının yerine de utanan yirmi yüzleri gördükçe iki yüzleri sever oldum diyen, Nazım Hikmet’in “Akif inanmış adam” dediği adam. Nazmın zembereğini kuran adam ben Mehmet Akif. Gönlümün ölümsüz genişliği dışında küçülüyor ufalıyor azalıyor tükeniyordum.
Beyoğlu’ndaki Mısır Apartmanı’nda, Safahat’ımın yeni harflerle yayımlandığını göremeden gözlerimi kapadım. Yıl 1936’dıydı.
Binlerce elin ucunda, “Bir hilal uğruna ya Rab ne güneşler batıyor” dediğim hilaller gibi gökyüzüne bakan avuçlar üzerinde taşınıyordum işte. Üç buçuk nazma gömülmüş koca bir ömrü heder dediğim hayatımın son yolculuğunda sanki beni Edirnekapı Şehitliği’nde bir mezar değil, aguşunu (kucağını) açmış Peygamberim bekliyordu.
Erkan Mutlu
Sitemizde sanatçıya ait toplam 50 eser bulunmaktadır. Sanatçının sayfasına gitmek için tıklayın.


Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.