Mustafa Tatcı-Bahri İdim Hakikatin Ummanına
Bahrî idim hakîkatin ummânına dalıp geldim
Nûr-ı bâkî âleminin sırrın andan alıp geldim
Âşıkdaki ma‘şûk sırrın diyem sana dinlendi gör
Mustafâ’yla bir kandîlde yedi bin yıl durup geldim
Aşk pişirip perverd’etdi muhabbeti envârıyla
Ol kandîlin iç yüzünden dış yüzüne sızıp geldim
Bu hâle sen müştâk isen tevhîd yeter bürhân sana
Dost elinden aşk câmını sâfî nûrdan içip geldim
Dört kitâba sıfât olan Muhammed’in vechi imiş
Ma‘nâ yüzünden ezelî dersim andan alıp geldim
Ârız değildir kadîmdir bu tevhîdin sırrı cânda
Cümle şübhem Peygamber’e işde şimdi sorup geldim
Gönlümdekin bildirdiler mümkinâta gönderdiler
Fâtiha’yı gösterdiler ol sırra ben düşüp geldim
Sırrın içindeki sırdan haber versem anlar mısın
Yedi bâtın içeriden olan yola düşüp geldim
Aklım ile cismim tenim aşkın odu benim yakdı
Yer yüzünden gök yüzüne külümü savurup geldim
Azrâil’in gelip benden istediği ne ma‘nâdır
Anda varıp emâneti ben ıssına verip geldim
Hakk’ın lutf u inâyeti dilimde bu söylediğim
Enbiyânın evliyânın menziline erip geldim
Dört kitâbın hakîkati şâhid yeter hemân bana
Evvel âhir olacağı anda bunda bilip geldim
Kur’ân ehli olan bilir bu tevhîdin ma‘nâsını
Hak saklasın unutmakdan bir ahdimi görüp geldim
Yaratmak diledi yokdan benim cismim tenim Allah
Toprağıma yâ Hayy dedi ağsıruban sorup geldim
Düş ilinde gezer iken bulduğumdur söylediğim
Âdem oldum buğday yedim cennetden sürülüp geldim
Sır ilinde âh ederdim ol dağlarda vâh ederdim
Nice yıllar göz yaşını yer yüzüne döküp geldim
Sâhib-kıran Hamza oldum cümle sırrı bende buldum
Kâf dağının içindeki ol devleri kırıp geldim
Hakk’ın fazl ü inâyeti erdi câna gör n’eyledi
Karanlıkdan aydınlığa hamdülil’lâh çıkıp geldim
İlmin sıfâtı ma‘nâsı vicdânımda zâhir oldu
Anın kudreti elini sağ elime alıp geldim
Âdem’e “kerremnâ” dedi bu ma‘nâda mevcûddur ol
“Lâ” demedim ol tevhîde emre sücûd edip geldim
İbtidâsı intihâsı âsiliğin işde budur
“Tahte’s-serâ”da İblis’in binâsını yıkıp geldim
Âlem-i ma‘nâ yüzünün ma‘nâsını anlar mısın
“Urvetü’l-vüskâ” ipini gerdânıma takıp geldim
Mü’minlere şâhid budur ayne’l-yakîn hakka’l-yakîn
Saâdet tâcını nurdan Muhammed’den giyip geldim
Zikrim ile fikr etdiğim gizli idi oldu ayân
Gam yemezin şimden geri îmânımı bulup geldim
Dünyâ ahret istemezem muhabbetin tahtındayam
Cânım başım bu meydâna ben aşk içün verip geldim
“Lâ” demezsen bu tevhîde mi‘râcımı diyem sana
Muhammed’in hakkı içün Sübhân’ıma bakıp geldim
İlmu’llâha mazhar düşen ârif bilir bu tevhîdi
Kalb evinde Hannâs’ının vesvâsını silip geldim
Küfrüm bildim tevbe etdim kabûl etdi redd etmedi
Sır zikrinin nûru ile âşıklara duyrup geldim
Bulut oldum göğe ağdım yağmur oldum yere yağdım
Vücûdumda âsî olanı sulara boğdurup geldim
Hak zikrinin kemâlidir gönlümdeki ma‘nâ benim
Halâyıkdan ahvâlini ne idiğin bilip geldim
Aklım değil cismim değil rûhum bunu diyen sana
Ma‘nâda Süleymân oldum cümleye hükm edip geldim
Zâhir olan Zekeriyyâ bâtınımda oldu bana
Ol dost içün düşmanıma depemi dildirip geldim
Nazar etdim halk gönlüne hayâtı yok memât gördüm
Îsâ geldi nefes verdi ölüler dirgörüp geldim
Evliyânın sakkâsıyın kandırırın susuzları
Aşk nehrinin bunarından kırbamı doldurup geldim
Bu dilimin söylediği erenlerin menzilidir
Arş ü kürsî dokuz göğü misâfirin gezip geldim
İbâdetin ma‘nâsıdır benim sana söylediğim
Âhiretin varlığını cevhere değişip geldim
Muhammed mi‘râcda iken Vâhib Ümmî garkda idi
Anın izinin tozuna ben yüzümü sürüp geldim
Mustafa Tatcı
Sitemizde sanatçıya ait toplam 50 eser bulunmaktadır. Sanatçının sayfasına gitmek için tıklayın.


Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.