İlahi sözleri ile dolu sitemize hoşgeldiniz...

İbrahim Sadri-Gönül Yıkılması

Evet acılarda geçecek
Ve biz toprak damlı evlerin bağrından çıkan çocuklar
Ve biz üşüyerek gurbet türküleri ile çıkacağız kurbanlara
Yapraklar gibi
Evet acılarda geçecek
Herşey gibi herşey geçecek
Belkilerini ödeyenler eve ekmek götürenler
Bir şarkıda doğup bir şarkıda ölenler
Birer semender gibi limanlarda dolmuş gemilerde bekleyenler
Elimde bir hercai menekşe ile
Tünelin ucundan koşarak çıkan çocuk
Bize geleceği getirecek ve geçecek
Sor şimdi toprak damlarının efsanesi
Sor yedi dağın efesi
Sor hayın karanlık
Sor mayın tarlasında büyüyen gelincik
Sor bakalım bu yoksulluk nerede
Bu gece kovalaması bu memleket macerası
Bu vurgun sonrası işçi sofrası
Nereden bu gönül yıkılması…
Evet acılarda geçecek
Yüreklerinde bir tutam gök bulutu
Bir ala şahan bir menemgül tohumu
Bir acem oyunu bir kurban bulunan
Bir öpülüp bir havaya salınan
Güvercin gibi herşey geçecek
Evet acılarda geçecek
Kin tutmaz öfke büyütmez bir vicdan benimkisi
Hafızada onca kalan ve arta kalan yaralarla
Ansızın parlayan kurşunlarlada olsa geçecek
Gelip geçecek işte
Bir şeymiş bir hiçmiş yani
Yalanmış suretmiş meğer hakikat neymiş denecek gibi geçecek
Çehremizde ayışığı gözümüzde fer
Çağrıldımız anda meydana
Herşey bitecek ve gelip geçecek
Acılarda
İlk yağmur damlası ilk cemre
İlk dağa bakışımız ilk acımız
İlk pusatsız ölüm ilk kan revan gençliğim
İlk koparılan gülüm sedef işlemelim
Gül benizli yeni doğan
Bir Erzurum sabahı bir Maraş narası
Bir Kemah diklenmesi bir Bitlis efkarı
Ve bir koçyiğidin alnına bulaşan kendi kanı
Ve memleketin bütün yıldızları
Mintan içinde çırpınan sonra çırpan bir yürek gibi
Kapanan bulvarlara meydanlara alanlara
Bir gurbet fırtınası
Tuz ekmek su…
Tuz yaraya
Ekmek fukaraya
SU yanmışa
Türküsü harlı bir gelin salladığı zaman munzur dağını
Gördüğü zaman bütün zulmetini kahpe dünyanın
Sonra sıkıp yumruğun yumuk gözlerin
Alnında dört derin çizgi göğsünde şifalı süt
Bir bebe verdiği zaman kehribar toprağına
Bir aşk gördüğü zaman gece rüyasında
Ve aştığı zaman dört menzili
Bir ceylan tadında bir keklik kanadında
Perdeler ayan karanlık rüşan
Dört hançer bulduğu zaman dört kapısında İstanbul’u
Dört kere vurulduğu dört kere vurduğu zaman gelin
Sallanan Haliç’in düşen Galata’nın sökülen Pera’nın yerine
Dört tepe kurduğu zaman dört gecede
Yüzyıl mahallesinde yüzyıl
Cennet evlerde cennete gidene dek
Kuştepe kuşlara kırk evlerde kırklara varana dek
Örselediğimiz zaman şehri…
Bir magazin ilavesinde erken basılıp
Beyan olduğu zaman alemi ademe
Başını öne eğmiş düşünür
Tuz kimin ekmek kime su neden
Tuz yaraya ekmek fukaraya su yanmışa
Evet acılarda geçecek
Ve biz toprak damlı evlerin bağrından çıkan çocuklar
Ve biz üşüyerek gurbet türküleri ile çıkacağız kurbanlara
Yapraklar gibi…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.