İlahi arişivimize hoşgeldiniz...

Engin Titiz-Yetiş Yavrum

Yatırdılar Hasan Efendi’yi, evin döşeğine. Dostlar, başucunda Yasin-i Şerif okuyor. Can yoldaşı Ahmet Efendi, Zemzemle çatlayan dudaklarını ıslatıyordu. Yolun sonuydu artık, dönüş yoktu. Azrail boğazına yapışmış, gıkı bile çıkmıyordu Hasan Efendi’nin. Ama bir arzusu vardı sanki. Solgun gözlerini yavaşça kapıya çevirip sonra da uzun uzun semaya bakıyor. “Allah’ım, Allah’ım izin ver!” dercesine. Sonra can yoldaşı Ahmet Efendi: “Henüz gelmedi, yoldadır.” dedi. Ağzı kapanmış, dili tutulmuştu ama o gözler. O solgun gözler, yıllardır görmediği gurbetteki biricik yavrusunun hasretiyle Azrail’e yalvarıp direniyordu sanki. “Yetiş yavrum!” diyordu, “Yetiş yavrum, yetiş yavrum…”
****
Azrail geldi karşıma dostlar toplandı başıma bakmadı gözüm yaşına ben yolcuyum, yetiş yavrum
Canım çıkıyor bedenden çare gelmiyor ki elden yazım yazılmış ezelden ben yolcuyum, yetiş yavrum
Aktı gözlerimden yaşlar koptu bağrımdaki başlar boşa gitti yalvarışlar ben yolcuyum, yetiş yavrum
Gönül dünyaya doymuyor dilim damağım kuruyor şeytan şerbetin sunuyor ben yolcuyum, yetiş yavrum
Alma dedim bu canımı duymadı ki feryadımı imzaladı fermanımı ben yolcuyum, yetiş yavrum
Yetiş yavrum, yetiş yavrum dünyadan göç ediyorum gül yüzüne doyamadım ben yolcuyum, yetiş yavrum
Yalan dünyanın peşinden fayda gelmiyor işinden dönüşüm yok bu gidişimden ben yolcuyum, yetiş yavrum.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.