İlahi arişivimize hoşgeldiniz...

Ender Acar-Ezanın Hikayesi

Ezanın Hissiyatı=
Ezan, Hakk’ın gönüllerde yankılanan bir sadasıdır. Bunun şuurunda olmak, okuyanı ve dinleyenleri ezanın ilahi nurundan nasiplendirir. Kâinatın efendisinin yegâne müezzini olan Hazret-i Bilal-i Habeşi, ezanı hangi duygular içerisinde okurdu? Bu, Efendimiz’in vefatı akabinde yaşadığı hissiyatında kendini gösterir.
O, İslam’ın cihanşümul davetinin bülbülüdür. Ezan-ı Muhammedi’yi ilk defa okuyandır. Peygamber âşıklarındandır. İki cihan güneşi Peygamberimiz (S.A.V) ahirete irtihal eyleyerek sevdalılarını kendi gibi birer yetim ve öksüz misali ardında bırakmıştır. Hayatı onunla birlikte yaşamanın manevi sarhoşluğunu yaşayan Ashab-ı Kiram içinde bu ayrılıkla en fazla hüzne gark olanlardan biridir Hazret-i Bilal. Onun kabr-i saadetlerini gördükçe acısı kat be kat artmakta, gözyaşlarına boğulmaktadır. Nihayet bu acı dayanılmaz olur. Peygamber şehrinden uzaklaşarak cihad ile meşgul olup vuslatın yollarını aramaya karar verir.
****
Ona izin vermek istemeyen Halife Hazret-i Ebubekir’e:
“Eğer sen beni kendin için alıp azad ettiysen yanında alıkoyabilirsin. Yok, eğer Allah rızası için azad ettiysen beni bırak da yüce Allah’ın hizmetine gideyim” der.
Sözün tükendiği demdir; halife çaresizdir. Yıllarca Şam’da ikamet eder. Artık ezan da okumamaktadır. Gül olmadan ötmeyen bülbül misali, Sevgililer Sevgilisinden sonra ezan okumamaya söz vermiştir.
Fakat Allah’ın Resulü bir gün rüyasını teşrif eder ve buyurur ki:
“Bu vefasızlık nedir? Niçin ziyaretime gelmiyorsun ey Bilal?”
Bilal (R.A) hüznün girdabında uyanır. Bineğine atlayıp süratle Medine’ye varır. Halife Ömer bin Hattab’dır; onu karşılar. Bilal yangındır, hasretle yangın. Doğru kabr-i saadete vararak uzun uzun gözyaşı döker. Resul’ün “iki reyhanımdır” buyurduğu Hazret-i Hasan ve Hüseyin yanına gelmişlerdir. Boyunlarına sarılır, öper, koklar. Bir zaman da böyle gözyaşı döker. Onlar da onu özlemişlerdir ve Fahr-i Kâinatın hayatında Medine semalarını Ezan-ı Muhammedi ile çınlatan sadasını rica ederler. İmtina eder, ısrar ederler. Fakat söz vermiştir; ısrar etmemelerini, buna takat getiremeyeceğini söyler. Lakin ısrar edenler, ardından yandığı sevgilinin iki reyhanıdır ve bu ısrar dahi dayanılmazdır.
Seher vaktidir. Bir damın üzerine çıkar, elini kulağına atar. Medine’liler şaşkın, Medine’liler yeniden doğmuş gibidir. Nasıl yerlerinden fırladıklarını bilmeden koştururlar. Sabah ezanıdır okunan ve de Seyyidül müezzin Bilal’dir okuyan. “Resulullah ölmedi, Resulullah ölmedi, biz hayal gördük” demektedir Medine’li. O ise okumakta, şehadet kelimesini söylemektedir. Efendimizin adına andığında gözyaşları sele dönüşür, kendinden geçer.
Ayrılığın ateşiyle kendini yeniden Şam’a atan Hazret-i Bilal’i bundan sonra belki ilk sevindirense ölümcül hastalığı olmuştur. Hanımı ah-ü figan ederken o sevinir. Yüreğini dağlayan, kor haline getiren hasret acısı dinecektir çünkü artık. İşte bu aşk ve bağlılığı arayarak okunur ve dinlenir ezan. Ve ilahi ilhamın gereği o namelerden böylece istifade edilir.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.