İlahi arişivimize hoşgeldiniz...

Fatih Koca-Ta’rif Rivayeti ve Tercümesi

Arapça Metni
عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ كَرَّمَ اللَّهُ وَجْهَهُ قَالَ:
إِذَا وَصَفَ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ:
لَيْسَ بِالطَّوِيلِ الْمُمَّمَطِ وَلاَ بِالْقَصِيرِ الْمُتَرَدِّدِ
وَكَانَ رَبْعَةً مِنَ الْقَوْمِ
وَلَمْ يَكُنْ بِالْجَعْدِ الْقَطَطِ وَلاَ بِالسَّبْطِ
كَانَ جَعْدًا رَجِلاً
وَلَمْ يَكُنْ بِالْمُطَهَّمِ وَلاَ بِالْمُكَلْثَمِ
وَكَانَ فِي الْوَجْهِ تَدْوِيرٌ
أَبْيَضُ مُشْرَبٌ
أَدْعَجُ الْعَيْنَيْنِ
أَهْدَبُ الأَشْفَارِ
جَلِيلُ الْمُشَاشِ وَالْكَتَدِ
أَجْرَدُ ذُو مَسْرُبَةٍ
شَثْنُ الْكَفَّيْنِ وَالْقَدَمَيْنِ
إِذَا مَشَى تَقَلَّعَ كَأَنَّمَا يَمْشِي فِي صَبَبٍ
وَإِذَا الْتَفَتَ الْتَفَتَ مَعًا
بَيْنَ كَتِفَيْهِ خَاتَمُ النُّبُوَّةِ وَهُوَ خَاتَمُ النَّبِيِّينَ
أَجْوَدُ النَّاسِ صَدْرًا
وَأَصْدَقُ النَّاسِ لَهْجَةً
وَأَلْيَنُهُمْ عَرِيكَةً
وَأَكْرَمُهُمْ عَشِيرَةً
مَنْ رَآهُ بَدِيهَةً هَابَهُ
وَمَنْ خَالَطَهُ مَعْرِفَةً أَحَبَّهُ
يَقُولُ نَاعِتُهُ: لَمْ أَرَ قَبْلَهُ وَلاَ بَعْدَهُ مِثْلَهُ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ.

An Aliyyibni Ebi Talib Kerrallahu Vechehu Kale=
İza vesafen nebiyyi Sallallahu Aleyhi ve selleme kale=
Leyse bittavilil mümennati ve la bil kasiril müteraddidi
Ve kane rib’an minel kavm
Ve lem yekün bil ca’dil katiti ve la bissabti
Kane ca’den racilen
Ve lem yekün bil mutahhemi ve la bilmükessemi
Ve kane fil veçhi tedvir
Ebyedu müşrabün bihumrah
Ed’acul aynenyn ehdebül eşfar
Celilül müşaşi vel keted
Ecradu zü mesrubeh
Şesnül kefeyni vel kademeyn
İza meşa tekalla’
Keennema yemşi fi sabeb
Ve izal tekatel tekate mea
Beyne ketifeyhi hatemün nübüvveti
Ve hüve hatemün nebiyyin
Ecvedün nasi sadra
Ve asdakun nasi lehceh
Velyenühüm arikeh
Ve ekramuhum aşirah
Men raehu bediheten habeh
Ve men haletahu ma’rifeten ehabbeh
Yakulu naituhu lem era kablehu ve la ba’dehu
Mislehu sallallahu aleyhi ve sellem

Türkçe Anlamı
Hz. Ali (radıyallahu anh) Peygamber Efendimiz’i (sallallahu aleyhi ve sellem) vasfettiği (anlattığı) zaman şöyle derdi:
“Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ne dikkat çekecek kadar uzun, ne de göze batacak kadar kısa idi. İnsanlar arasında orta boylu gözükürdü.
Saçları ne kıvırcık, ne de sarkık idi.
Tıknaz değildi, yüzü de yuvarlak idi.
Rengi kırmızıya çalan bir beyazlıkta idi.
El ve ayakları dolgundu.
Yürüdüğünde yokuştan iner gibi hızlıca yürürdü.
Bir tarafa döndüğünde vücuduyla dönerdi.
İki kürek kemiği arasında nübüvvet mührü vardı. O, nebilerin sonuncusuydu.
İnsanların en cömertiydi.
İnsanların kalbi en rahat olanıydı.
Lehçesi en doğru, tabiatı en yumuşak ve insanlarla muaşereti en ikramlı olanıydı.
Onu ansızın gören ondan korkar, onunla beraber olan onu severdi.
Onu anlatmaya çalışan ‘Ne ondan önce, ne de ondan sonra onun bir benzerini görmedim’ derdi.”

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.