Selçuk Küpçük-İstanbul Mona Rosa
Zambaklar en ıssız yerlerde açar,
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur.
Bir mumun ardında bekleyen rüzgâr,
Işıksız ruhumu sallarda durur.
Zambaklar en ıssız yerlerde açar…
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak,
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış.
Bir gün gözlerimin ta içine bak;
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış.
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak…
****
Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik,
Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.
Martılar konuyor omuzlarıma,
Gözlerin İstanbul oluyor birden.
****
Lambalar yanıyor, hafif ve sarı
Çocuklara açar mağaraları
Gün görmemiş kuşlar ve örümcekler
İlan-ı aşk eden dip balıkları
Aşina suların çabuk dertleri
Bir kaza kurşunu bulur her yerde
Süvarisiz şaha kalkan atları
Bir ruhun tunçtan ışığı vardır göklerde
Lambalar yanıyor, hafif ve sarı
Ötüyor baykuşlar insan harabelerde…
Ben bir şarkı, ben bir türküyüm,
Ben Meryem’in yanındaki tüyüm.
Beni bir azizin nefesi uçurur,
İçimde Allah’ın korkusu durur.
Cici ayaklarım iplikle bağlı,
Ben onun sılası, kendimin gurbetiyim.
Sineklerin kanadını ısıtan
Bir güneş toprağı yarıp çıkacak.
Kadınlar sansa da yaşadığını,
Şarkısız kaldıkça yaşamayacak.
Kadınları şarkılar, akrepler aydınlatır…
****
Akşamlardan, gecelerden, senden uzağım
Şiirlerim rüzgardır uzak dağlardan esen
Durgun sular gibi azalacağım
Bir gün, birdenbire çıkıp gelmesen.
****
Akşamlardan, gecelerden, senden uzak
Sağ elimden bulanık suya düştü.
Ve boğazımda hepsi parmak parmak
İnce, uzun, günahkâr toprağıma
Saçından bir tel düştü.
Sana ne olmuş Roza, bir derde tutulmuşsun,
Bir ekmek kadar aziz fikirler böyle düştü…
Noel ağaçları ve manolyalar kahrolsun!
Bir gün birden bire çıkıp gelmesen…
Ve yalnızlık, sigara külü kadar yalnızlık.
Ve toprağın rüyaya yılan gibi girişi.
Sana da Mona Roza, taş bebeği bıraktık,
Ellerinde kılçıklı balıkların bir dişi.
Senin hatıran gibi büyük, yeni, karanlık;
Senin hatıran kadar Allah ve şeytan işi…
Ve yalnızlık, sigara külü kadar yalnızlık!
****
Ne güzel seni bulmak bütün yüzlerde
Sonra seni kaybetmek hemen her yerde
Ne güzel bineceğim vapurları kaçırmak
Yapayalnız kalmak iskelelerde.
****
Bugün yalnız yağmura tahammül edeceğim;
Ta boğazıma kadar çıkan deli yağmura.
Tüyüme horozdan çok itimat edeceğim,
İtimat edeceğim şu belalı yağmura.
Ruhumu bayrak yapıp ben teslim edeceğim
Asılmış bir adamın iki eli yağmura.
Bugün yalnız yağmura tahammül edeceğim.
Bir tren ışığına, güneşe çekmek seni
Ve bir şehir yaratmak, ruhundan Gülce diye.
Parçalanan gemiyi ve yırtılan yelkeni
Katıvermek sessizce söylenen bir türküye.
Ve sonra bir köşede öldürmek ölmeyeni
Ve son vermek bitmeyen, bu bitmeyen şarkıya,
Bir tren ışığına, güneşe çekmek seni.
Sana tavuskuşunun içime girdiğini
Son, en son söz olarak söylemek istiyorum.
İçime girdiğini, tüyünü yolduğunu
Son, en son söz olarak söylemek istiyorum.
İçimde tavusların bir bir kaybolduğunu,
Bana da bir çift ak kanat kaldığını
Son, en son söz olarak söylemek istiyorum.
Peygamber çiçeğinin aydınlığında ara
Sana doğru uzanan çaresiz ellerimi.
Sırrımı söylüyorum vefakar balıklara:
Yalnız onlar tutacak bu dünyada yerimi.
Koyverip telli pullu saçlarını rüzgara,
Bir çocuğun ardına düşen heykellerimi
Peygamber çiçeğinin aydınlığında ara…
Selçuk Küpçük
Sitemizde sanatçıya ait toplam 24 eser bulunmaktadır. Sanatçının sayfasına gitmek için tıklayın.


Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.