Web sitemize hoşgeldiniz...
Beğen 1

Fethullah Aktı-Bir Daha Gel

Gözlerimi kapatıp uyudum bir gece, Seni görmek için dua edip yattığım her geceden bir gece. Sağ elimin avucuna yasladım başımı ve uykuya daldım öylece. Geleceksin diye bir umut vardı içimde. Biliyordum, çünkü her gece gelirsin diye bekliyordum.
Düşümde gördüm geldiğini, çevrende ashaptan bir grup da vardı, Ama senin tatlı yüzünden başka tanıyamadım kimseyi. Biraz yaklaştınız bana doğru ve o enfes sesin derinleştirdi uykumu. Belki ömrümde ilk kez sevmiştim böyle derin bir uykuyu, uyanmak istemiyordum.
Ey arkadaşlar dedim, hepimiz birer renk seçip şu kimseyi namaza uyandıralım. Bende heyecanla kalp çarpıntısı… Herkes birer renk seçip seslendi bana: “Ey falanca kişi kalk sabah namazına.” Uyanamadım, nedendir bilmiyorum. Sanki senin çağırmanı bekliyordum. Oradaki arkadaşları tek tek çağırdın ama onlar uyumuyordu sanki.
Sıra sana gelmişti, sen çağıracaktın beni. Bir renk seçtin, dün gibi hatırlıyorum; seçtiğin renk yeşildi. Kulaklarımda çınlayan mükemmel mi mükemmel, tatlı mı tatlı, enfes mi enfes bir ses… Tebessüm ediyordun seslenirken: “Ey falanca kişi sabah namazına kalk.” Nasıl olduğunu bilmiyorum, fırladım yatağımdan. Adım okunuyordu ezanda, öyle bir sevinç ki doldu gönlüme anlatamam. Namaz kıldım ve secdede mutlulukla şükrettim.
Bir kere yetmedi ya Resulallah, bir daha görmek istiyordu gözlerim. Bir daha seyretmek istiyordum cemalini. Bir başka gece kapattım gözlerimi; Ebubekir’le karşılıklı bağdaş kurmuş oturuyordunuz. Sen o en tatlı gülüşünle gülüyordun, Ebubekir ise ibretli bir söz söylüyordu: “Ya Resulallah” diyordu, “Biz çok insan gördük ahireti isteyip de dünyayı da kazanmış; Hiç kimseyi görmedik dünyayı isteyip de ahireti kazanmış.” Ne güzel ne anlamlı bir sözdü bu. Bu sözün güzelliği onu doğruladığından belliydi. Sen tebessümle “Saddakte ya Ebubekir” (Doğru söyledin ey Ebubekir) dedin.
Yine açtım gözlerimi. İçimdeki sevinç kat be kat artmıştı, Sana olan aşkım ikiye katlanmıştı. Yine şükür yine hamd ettim Seni bana gösteren Allaha. Ama o doyumsuz cemaline ben de doyamamıştım.
Doyamadım cemaline, bir daha gel, bir daha gel ey Resul…
Doyamadım cemaline, bir daha gel, bir daha gel ey Resul…
Bir başka gece kapattım gözlerimi ama bu kez gelişinden habersizdim. Karanlık bir geceyi aydınlattın nurunla. Evime misafir gelmiştin sanki. Karanlık odamda Senden başka hiçbir ışık yoktu. Bugün gibi hatırlıyorum Seni. Başında yemyeşil bir sarık, sakalın simsiyahtı. Hatırladığım başka bir şey, inci gibi mübarek dişlerindi. Tebessüm ederken gördüm onları. Tarifsiz bir sesle seslendin bana: “Ey falanca kişi beni görüyor musun?” dedin, ben hem şaşırdım hem de sevinç içinde “Evet ya Resulallah sizi görüyorum” dedim. Tebessümler saçarak bir daha sordun, “Ey falanca kişi beni görüyor musun?” dedin bu kez layık olmadığımdan “Estağfurullah ya Resulallah ben Sizi nasıl görebilirim” dedim. Sen yine tebessüm buyurarak “Bana bir bardak su verir misin?” dedin.
Ben koşa koşa su getirdim Sana ve o an uyandım uykumdan. Hem sevinçli hem de üzüntülüydüm. Sevincim Seni bir daha gördüğümdendi. Üzüntüm ise doya doya seyredemediğimden.
Şimdi yıllar geçti aradan, o gün bugündür göremiyorum Seni. Ya Resulallah daha doyamadım Sana, ne olur bir daha gel. Ama gelmeden önce haber ver; haber ver ki kapıda değil, geldiğin yerden karşılayayım seni ve yüzümü gözümü toprağa süre süre geleyim sana. Sonra başımın üstünde taşıyayım Seni evime kadar. Hatta temennimi kabul edersen hiç gitme, hep yanımda kal. Ben kapında bekleyeyim bir köle gibi. Azat etme beni ne olur. Sen emir buyur ben sana kölelik yapayım. Yeter ki bir daha gel bir daha gel ya Resulallah. Bir daha gel. Bekliyorum.
Doyamadım cemaline, bir daha gel, bir daha gel ey Resul.
Doyamadım cemaline, bir daha gel, bir daha gel ey Resul.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.