Fethullah Aktı-Mevlidi Nebi
Bir nur parlayacak bu gece, ilelebet sönmeyecek bir nur…
Yıl 571, günlerden Pazartesi. Vakit sabaha karşı… Mekke’liler akşam yorgunluğunda, herkes evine çekilmiş, kimse yok sokaklarda. Tatlı tatlı bir yel eser Âmine’nin evinde ve gelişini müjdeleyen dolunay gözünde. Bu gece her şey bambaşka sanki. Nazlı nazlı esen rüzgâr ve parlayan dolunay bir şeyler anlatır gibi. Serince esen rüzgâr Âmine’nin yüzünü serinletir. Sonra Âmine de kapatır mahmur gözlerini. Mekke sokakları kapkara bir sükûnet içinde. Sokaklar karanlık, kalpler karanlık… Yetimler için sabah olmayacak mı? Kanayan yaralar kapanmayacak mı? Yeniden doğan güneş Mekke sokaklarını aydınlatmayacak mı?
İşte bu sorulara heybetli bir ses cevap verir: ‘Sen bu ümmetin Efendisine gebesin. Dünyaya geldiğinde adını Muhammed koy.’ Bu hitap Âmine’ye, bu müjde âlemlere, bu sevinç yetimlere. Âmine’nin kalbinde çocuksu bir heyecan… Yeniden doğmuş gibi bir sevinç içinde. Abdullah’ı kaybettikten sonra saçtığı en güzel gülücük, en tatlı sevinçler nur tanesi yüzünde. Hiç bu kadar sevinmemişti Hazreti Âmine. Tüm dünyanın serveti ona verilmiş gibi… Sanki beklediği güneş doğacak gibi. Sanki bu güneş hiç batmayacak gibi. Başı şükür secdesinde.
Bir rüya görür Hazreti Âmine. Bu rüya ömründe gördüğü en güzel rüya olacaktır. Allah son elçisini gönderecek onunla kâinat nurlanacaktır. İlahi bir nur çıkar Âmine’nin kalbinden; bu nur gider ta Suriye’deki sarayı aydınlatır ve haşmetli bir ses duyar dört bir taraftan: ‘Bu gece doğuracağın çocuk Hatemül Enbiyadır. O dünyaya geldiğinde hasetçilerin şerrinden Allaha sığın.”
Uyanır Hz. Âmine tatlı uykusundan rüyadaki sevinç hala durur yüzünde. Hem telaş var hem mutluluk ışıltısı inci gözlerinde. Heyecan içinde sabahı bekler. Onun için en karanlık geceler bile artık sabahtır. Çünkü taşıdığı can Muhammed-i Muhtar’dır.
Tan yeri ağarmak üzere… Karanlık sükûnet devam eder Mekke’de. Kimse hiçbir şeyin farkında değildir. Gözlerini her gün karanlık gecelere açan yetimler bu kez nurlu sabahlara açacak. İlahi yardımın beklendiğim Mekke’de birazdan gün doğacak ve bu zifir karanlık sonsuza dek kaybolacak.
Gökyüzünün doğusunda beyaz bir ip görünüyor. İşte bu beyaz iplik gelişini müjdeliyor. Katran gecelerin zifir sessizliği sona eriyor. Bu karanlık sessizliği nurani bir çığlık keser. Mekke’de sabah oldu, Mekke’de güneş doğdu! Sema ehli ayakta, cennet ehli ayakta… Melekler selam durdu. Ağaçlarda bir sevinç dağlar taşlar dile geldi. Bugün Muhammed doğdu. Bu ne şenlik ya Rabbi. El pençe kuşu kurdu. Hürmetine kâinat yaratılan uğruna servetler serilen İbrahim’in duası, Âmine’nin rüyası, İsa’nın müjdesi; Muhammedül Emin doğdu! Ne mutlu sana ey Âmine. Bil ki dünyaya getirdiğin âlemlere sultandır. Selam sana ey Abdullah Muhammed hatırandır. Gökyüzünde aşikâr Mekke’de gıyabi bir bayramdır. Mekke Mekke olalı böyle bir gün görmedi. Kalplerde mutluluklar gönüllerde İlahi merhamet. Meleklerin dilinde edeple tek kelime= Hoş geldin ya Muhammed! Seni bekliyorduk onca zamandır. İşte bak sinelerde çarpan senin sevdandır. Kaldır parmağını ve Allah’tan biz günahkâr ümmetini dile. Âlemler sana muhtaç, gönüller sevdana aç. Uğruna canlar verilen gözlerini dünyaya aç. Kurban olası gözlerini dünyaya açar Efendimiz. Güneşten önce nurani bir güneş doğar Mekke’de. Mekke’de sabah olur seyran olur Mekke’de. Meleklerin bakıp da doyamadığı en güzel insan, bu ne büyük bir nimet ne güzel bir ihsan. Bu gelen Sensin ey âşıklar maşuku. Bu gelen Sensin. Kisra saraylarından belli ki bu gelen ayak sesin. Bir yıkılır Kisra’nın sütunları, dayanamaz eşsiz heybetine. Seni tasdik eder Save Gölü. Şirk kokan sularından eser kalmadı. Nurundan küle döndü bin yıllık şirk ateşi ve mübarek alnındaki nur ispatlar Seni. Seni gönderene şükürler olsun. Özlemiştik Seni onca zamandır. Salat Sana selam Sana olsun ey sevgililer sevgilisi.
Bakın şu nurani bebeğe; doğar doğmaz secde eder. Bakın mübarek parmağı gökyüzüne dikilir, sanki ümmetini Allah’tan diler. Gülleri utandıran şu yüze bakın ne de tatlı tebessüm eder. Allah’a niyaz için kımıldayan dudaklar; ‘Ümmeti, ümmeti’ söyler…
Ya Resulallah, ümmetini Allah’tan dilediğinde bizi de diledin mi? Sana layık olmayan bu ümmetine kerem et unutma. Sana on dört asır kadar uzağız şimdi ama gözlerden akan yaşlar şahit ki Seni unutmadık. Adını her anışımızda ıslanır gözlerimiz. Ey Mücella’m ey Süreyya’m ey Mehlika bakışlım. Bir kez de biz günahkâr ümmet için kaldır mübarek parmağını ve gidecek başka kapısı olmayan gönülleri sen kabul buyur.
Fethullah Aktı
Sitemizde sanatçıya ait toplam 6 eser bulunmaktadır. Sanatçının sayfasına gitmek için tıklayın.


Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.