ilahi sözleri sitemize hoş geldiniz.

Beğen 0

Büşra'm Cennet Sana Mübarek Olsun

Herkese olduğu gibi benim de kalbime dokunan biri oldu , Büşra… Birlikte büyümüştük , ayrılmak aklımızın dahi ucundan hiç geçmedi. Artık ikimiz de büyümüş evlenme çağına gelmiştik. Her şey benim evlenme teklifimi yapmamı bekliyordu. Ama eskisi gibi değildim Büşra’ya karşı. Çoğunlukla buluşmak istemiyor , mesajlarına dahi doğru düzgün cevap vermiyordum. Tabi bu durum Büşra’ yı bir zaman sonra çileden çıkardı. Aradı beni ve hâl hatır sorduktan sonra ” kaç gündür soğuk olduğumu , nasıl olabilirim ki ” deyip sistemlerine başladı. Dedim ki ; ” bunları sonra konuşalım , şimdi camiye giriyorum. ” Şaşırdı , hissettim ‘camiye’ deyince kala kaldı öylece. Oysa ben namazdan , Niyazından , İslam dan uzak biriydim. İkindi namazını eda ettikten sonra , bir mesaj gönderdim ; ” günlerdir değiştiğimin bende farkındayım ve bu değişikliği Kur’an’a ve namaz borçluyum. Evet ben namaza başladım ve birçok şeyi de geride bıraktım. Tüm kötü huylarımla birlikte senden de vazgeçmek zorunda kaldım. Çünkü zina yapmış oluyoruz , artık ne elini tutacağım , ne yanına oturacağım artık gözlerine bile bakmaktan sakınacağım. Lütfen bana kızma sadece şunu bil seni çok seviyorum. ” Büşra, tıpkı benim gibi dine , İslama hiç sempatisi olmayan biriydi. Korkum oydu ki bu olaylardan dolayı İslama , Kur’an’a , namaza karşı daha çok soğuması. Öyle de olmuştu. Daha fazla duramadı ve arayıp bir kaç gün sonra ” bayramın kutlu olsun ” dedi. ” Sağol Büşra senin de mübarek olsun ” – ” neden aramadın hiç ” deyince , ” yetimhanedeyim fırsat bulamıyorum ” dedim. _ ” senin ne işin var nerden geldiği belirsiz o pis çocukların yanında , annesi babası bakmamış sen mi bakıyorsun ? ” Gibi cümleleri pes peşe sıraladı. Dedim ki ; ” Büşra dilerim ki Allah seni bunlarla imtihan etmesin ” ve telefonu kapadım. Bir hafta sonra Büşra mahallemizin parkında beni bekliyordu. Uzun süredir görmüyorduk birbirimizi. Kırgındım ama bir o kadar da özlemişim. Beni sakallı , jölesiz saçlar , kot yerine basit bol bir pantolonla görünce çok şaşırdı. Hele ki tokalaşmak için uzattığı eli boşta kalınca daha iyi anladı sanırım , eski ben olmadığımı. Dedim ki ; ” biliyorum bende ki bu değişikliğe alışman zaman alacak. Sana istediğin kadar zaman verebilirim ama ben artık bu işin fazla uzamasını istemiyorum. ” Ve elimdeki hediye paketini uzattım , paketi alıp heyecanla açmaya başladı. Lakin içindekileri görünce tepesi attı. Pakette Kur’an’ı kerim , başörtüsü , tespih ve gül suyu vardı. “Bu gül suyu Medine’ den bir arkadaşım getirdi ” diyemeden Büşra gül suyunun kapağını açıp yere dökmeye başladı , hışımla uzanıp elinden gül suyunu aldım fakat tesbihi kopardı aniden , tek tek topladım. Ve bağırmaya başladı ” sen! Sen kendine eş değil köle arıyorsun, şu verdiğin kitapta öyle yazıyormuş. Benden başka üç tane daha kadın almanı söylüyor. Ben salak değilim. Şuna bak , bir de baş örtüsü almış. Baş örtüyü köleler takar , ben özgür biriyim saçlarım da özgür kalmalı! ” Dedi ve hışımla kalkıp gitti. O an neye yanacağıma o kadar çok şaşırdım ki. Dedim ki ; ” Allahım nasıl bir zihniyetle büyütülmüşüz ki , Kur’an’ı Kerim’i böylesine yanlış tanımışız. Büşra o günden sonra bir daha beni hiç aramadı. Telefonunu değiştirdi çok geçmeden evini de. Artık birbirini çok seven Büşra ile İsmail yoktu. Yedi yıl geçti aradan. Evlenmedim. Yine bir ramazan bayramı sabahı , yetimhaneden çıkıp parkta çocukları izlemeye başladım. Bir çocuk vardı ki, üstü başı perişan bir köşe de sessizce ağlıyor. Hemen yanına gidip, ” neyin var küçüğüm neden oynamıyorsun ?”diye sordum. İçini çeke çeke dedi ki ” bugün bayram herkesin yeni elbisesi var, benim yok. Herkes babasıyla bir yerlere gidiyor, benim babam bizi terk etti. Herkes annesiyle eğleniyor, benim annem çok hasta. Evde yatıyor. ” – ” baban yoksa ben varım” deyi verdim birden. Çocuk gözlerime tebessümle baktı , elimi uzatıp “gel seninle gezelim dedim.” Önce bir takım elbise aldık. O kadar çok sevindi ki , bende bir anda dalı verdim öylece. ” Büşra’mm” dedim. ” Büşra’m, gitmeseydin bizim de bu yaşlarda çocuğumuz olacaktı.” O anda bir öpücük ile kendime geldim. “Teşekkür ederim amca” deyi verdi. Bu anlatılmaz bir mutluluktu. Sonra hadi seni evine bırakayım dedim ve düştük yola. Babası olmadığı ve annesi rahatsız olduğu için eve de bir şeyler aldık. Kapının önüne geldik ve vedalaşırken “amca seni annem le tanıştırmak istiyorum” dedi. ” Bende isterim ama eve girmem uygun olmaz ” deyince ” bir şey olmaz amca kırmayın beni ” dedi. Giriverdim içeri. Evin içi perişan haldeydi. Aldıklarımızı mutfağa bırakıp ta oturma odasına geçince kala kaldım öylece. Yatakta yatan kadını o halde görünce. Galiba kanser hastasıydı çünkü bütün saçları dökülmüştü. Çocuk; ” bak anne sana kimi getirdim” deyince , kadın oğluna döndü ve onu takım elbise içinde görünce çok şaşırdı. ” Benim oğlum nasıl da yakışıklı olmuş” dedi. Kadın bana doğru dönünce ikimiz de dona kaldık öylece, uzun bir süre. Büşra’mdı bu Büşra’m !. Sessizliği küçük Hakan bozup “anne bak bana elbiseyi bu amca aldı , yiyecek şeyler de aldı artık aç uyumayacağız anne”. Başımdan aşağıya kaynar sular döküldü sanki. kendimi toparlayıp Hakan’a dedim ki “küçüğüm bize biraz müsaade eder misin annenle bir şey konuşacağım.” – ” tabi ki amca” deyip çıkınca , sessizlik bir süre daha devam etti. Ve Büşra başladı konuşmaya “senden sonra biriyle evlendim. Zengin ve modern biriydi. Başta çok iyiydik ama sonra dan ruhsal sorunlar yaşamaya başladı. Ve benim kendisini aldattığımı düşünecek kadar paranoya hale geldi. Ve beni eve hapsetti. Beni kapattığı odanın penceresi bile yoktu. Çocuğumu bile göstermiyordu bana. Aylarca orada kaldım , kısaca bana köle gibi davrandı. Sonra durumu düzeldi ama bu ara da ben kansere yakalandım. Özgür kalacak dediğim saçlarım artık yoktu. Hasta olduğum için üzerime kuma getirdi sonra da beni ve oğlumu evden kovdu. Oğlum şimdi yetim gibi büyüyor ve sen yıllar sonra yine bir yetimi sevindiriyorsun. Çok pişmanım söylediğim her sözün cezasını çektim yeteri kadar.” Dedi ve tek kelime etmeden çıkıp gittim. Ertesi gün tekrar gittim. Kapıyı küçük hakan açtı . Büşra yatağında oturuyordu. Elimdeki paketi görünce çok heyecanlandı. Hissetmiş olsa gerek ki bu yıllar önce ki paketin aynısıydı. Eline tutuşturdum ve bir heyecanla açmaya başladı. Evet aynı kur-an, aynı baş örtüsü, aynı tespih ve aynı gül suyu. Hissettim , kapağını açıp bir miktarını yere boşalttığı gül suyu olup olmadığını merak ediyordu. Kokladı ve “hala çok güzel kokuyor dedi.” _ “aynı gül suyu” dedim. ” Bunlar senin Büşra eğer pişman san, biliyorum can arıyorsun dur dinene dört elle sarılabilmek için . İşte sana fırsat. Kur’an okumayı bilmediğini biliyorum ama mealini oku. Okuduktan sonra da kararını ver yıllarca sakladım bunları niye sakladığımı bilmeden. Demek ki bugün içinmiş. ” Ve bir kitap daha çıkardım” ‘Hz. Fatıma’ bir kadının örnek alması gereken en büyük insanlardan. Bunu da oku.” Ve küçük bir kutu daha ” bu da senin yıllar önce o parkta vermeye fırsat bırakmadığın bir kutu, bir hediye 15 gün sonra yine geleceğim , iyi düşün ve kararını ver.” Deyip çıktım. Kutuda o zaman harçlıklarımla bir lira , bir lira bir yılda toparlayabildiğim parayla aldığım alyans vardı. 15 gün sonra kapıyı çaldığımda , kapanmış, ayaklanmış, güzeller güzeli Büşra’m vardı. O kadar çok mutlu oldum ki , gözlerim durmadı tabi ve dedim ki ” Büşra eğer kaderindeysem bana evet , dualarıma âmin der misin?” . Evlendik. Büşra’m tedavisine başladı günden güne daha iyi gidiyordu. Hz. Fatıma’nın hayatı onu öyle derinden etkilemişti ki her haliyle onu örnek almaya çalışıyordu. Büşra’da ki bu değişiklik beni fazlasıyla mutlu ediyor, hep okuyor hep bir şeyler öğrenmeye çalışıyor, İkimizde doğru yolda ilerlemek için çırpınıyorduk. Bir yıl sonra çok istediğimiz hac ibadetimiz için uçağa bindik. Hakan da bizimle beraber. Üçümüzün de içi içine sığmıyordu. “Lebbeyk Allahümme lebbeyk” nidaları ile kutsal topraklara ayak bastık. Bir hafta olmuştu Medine’ye geleli. Bir akşam vakti otel odamızdayken ,seslendim” kadınım hadi namaza geç kalıyoruz, canım hadi artık çok geç kaldık.” Hiçbir ses yok. Yatağa doğru ilerlerdim, Büşra’m yatıyordu. ” Büşra’m, kadınım, Büşra’mm!!”
İnna lillahi ve inna ilahi raciun (her nefis ölümü tadacaktır.) Deyip elini tuttuğum da avucunda bir not “İsmail’im , kendimi hiç iyi hissetmiyorum. Çok istemiştim kutsal topraklarda can vermeyi. Galiba rabbim duamı kabul ediyor. Vasiyetimdir beni senin aldığın gül suyu ile yıkasınlar.” Cenaze işlemlerini yaptım, ertesi gün cenazeyi Türkiye ye gönderecektim. Morgta kalacaktı bugünlük. İlaçların etkisiyle dalmışım. Rüyamda Hz. Fatıma’yı gördüm elinde o gül suyu ve Büşra’mı yıkıyordu. Ve gülümseyerek “cennete arkadaş lazım dedi bana.”
Kan ter içinde uyandım. Yana yakıla gül suyunu aramaya başladım ama yoktu. Koşarak morga gittim. Görevliye yalvardım , Büşra’mın olduğu kabini açtırdım. “BİSMİLLAH” diyerek açtım yüzünü. Allahım! Allahım bu nasıl bir tebessümdür ya Rabbim. Ellerim titredi , nasıl ağlıyorum orada, öyle güzel bir koku ki naşı insanı büyülüyor âdeta. Biraz daha açınca yığılıp kalmışım orada. Gül suyu kutusu boş bir şekilde yanı başında.
CENNET SANA MÜBAREK OLSUN BÜŞRAM
CENNET SANA MÜBAREK OLSUN BÜŞRAM…


İsmail Şahin

Sitemizde sanatçıya ait toplam 15 eser bulunmaktadır. Sanatçının sayfasına gitmek için tıklayın.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.