Abdullah Tamamlar-Gel Beri Ey Aşk Oduna Yanıcı
Gel beri ey aşk oduna yanıcı
Kendisi ma’şûka âşık sanıcı
Dinle gel mi’râcın ol şâhın ayân
Âşık isen aşk oduna durma yân
Bir düşenbih gecesi tahkîk haber
Leyle-i Kadr idi ol gece meğer
Ol hümâyûn-baht u ol kadri yüce
Ümmü Hânî hânesindeydi gece
Ânda iken nâgehân ol yazı ak
Cennete var dedi Cebrâil’e Hak
Bir murassa tâc al hulle kemer
Hem dahî al bir Burâk-ı mu’teber
Ol habîbime ilet binsin anı
Arşımı seyreylesin görsün beni
Cebrâil çün cennete vardı revân
Gördü kim bî-had burâk otlar hemân
İçlerinde bir burâk ağlar katı
Yimez içmez kalmamış hiç tâkatı
Gözlerinden yaşı Ceyhûn eylemiş
Ciğerini derd ile hûn eylemiş
Dedi Cebrâil nedir ağladığın
Hüzn ile cân ü ciğer dağladığın
Bâkî yoldaşın yiyip içip gezer
Sen inilersin de cânın ne sezer
Dedi kırk bin yıl-durur kim yâ Emîn
Aşkıdır bana yemek içmek hemîn
Nâgehân bir ün işitdi kulağım
Gitdi aklım bilmezem solum sağım
Yâ Muhammed diyerek çağırdılar
Bir sadâ birle ki yürekler deler
Ol zamandan bihnezem kim n’olmışam
Ol adın ıssına âşık olmışam
Yüreğim içinde eridi yağım
Âşık oldu görmeden bu kulağım
Cenneti başıma aşkı dar eder
Gece gündüz işim âh ü zâr eder
Gerçi zâhir Cennet içre dururam
Ma’nâda hasret azâbın görürem
Ger iremezsem visaline ânın
İdiserim terkini cân ü tenin
Cebrâil dedi Burâk’a ey Burâk
Verdi Hak maksûdunu kılma firâk
Kimde kim aşkın nişânı var-durur
Âkıbet ma’şûka ânı irgürür
Gel berü ma’şûkuna irgüreyim
Yüreğin zahmına merhem süreyim
Aldı Cebrâil Burâk’ı ol zemân
Tâ Cenâb-ı Ahmed’e geldi hemân
Hak selâm etdi sana yâ Mustafâ
Kim mübârek hatırın bulsun safâ
Dedi kim gelsin konuklaram anı
Arşımı seyreylesin görsün beni
Dâim ister hazretimden her melek
Arş ü Kürsî Sidre çarh-i nüh-felek
Cümlesi ânın yüzün görmek diler
Ayağına yüzlerin sürmek diler
İşbu gece bir gecedir ey Emîn
Olusar ayn-el-yakîn hakk-el-yakîn
Bu gece zâhir olur esrâr-ı Hak
Gösteriserdür sana dîdâr-ı Hak
Zemzemeyle doldu kevn ile mekân
Arş’a vardı dediler Fahr-i cihan
Hem sekiz Cennet kapısın açdılar
Yolun üstüne cevâhir saçdılar
Gel gidelim Hazret’e yâ Mustafâ
Muntazırdır anda ashâb-ı safâ
Sana cennetden getirdim bir Burâk
Da’vet-i Rahmân’dır ey nûr-ı Hak
İşidip ânı Resûl oldu ferah
Şâdlık geldi kamu gitdi terah
Durdu yerinden hemân-dem Mustafâ
Koydu tâcı başına ol pür-safâ
Çekdi ol demde Burak’ı Cebrâil
Önüne düşdü âna oldu delîl
Hoş süvâr oldu âna Şâh-ı cihân
Açdı perrini Burâk uçdu hemân
Tarfet-ül-ayn içre Sultân-ı ümem
Geldi Kuds’e erdi ve basdı kadem
Enbiyâ ervâhı karşı geldiler
Mustafâ’ya cümle ikrâm kıldılar
Erdi ol dem Hak’dan ervâha nidâ
Kim kılalar Mustafâ’ya iktidâ
Pes geçüp mihrâba ol Hayr-ül-enâm
Enbiyâ ervâhına oldu imâm
İki rek’at kıldı Aksâ’da namâz
Öyle emr etmiş idi ol bî-niyâz
Gördüler nûrdan kurulmuş nerdübân
Nedübândan oldular göğe revân
Erdiler evvel göğe bil-ihtirâm
Kapı açıldı ve girdi ol hümâm
Gördü gök ehli ibâdetde kamu
Her biri bir dürlü tâ’atde kamu
Kimi tesbîh ü kimi tahmîd okur
Kimi tehlîl ü kimi temcîd okur
Kim kıyâm içre kimi kılmış rükû’
Kimi Hakk’a secde etmiş bâ-huşû’
Kimisini aşk-ı Hak almış-durur
Vâlih ü hayrân ü mest kalmış-durur
Hep gök ehli cümle karşı geldiler
Mustafâ’ya izzet ikrâm kıldılar
Merhaben bik yâ Muhammed dediler
Ey şefâ’at kânı Ahmed dediler
Her biri kutluladı mi’râcını
Dediler giydin se’âdet tâcını
Bu kerâmetler ki Hak verdi sana
Vermedi hiç kimseye önden sona
Ermedi evvel gelen bu devlete
Kimse lâyık olmadı bu rif’ate
Her ne hâcet dilesen makbûldür,
Cümle maksûdun senin mahsûldür
Ol gece durmadı cevlân eyledi
Öyle kim eflâki seyrân eyledi
Her birinde türlü hikmet gördü ol
Tâki vardı Sidre’ye erişdi yol
Cebrâil’in durağıdır ol makâm
Nüh-felek tâ kim tutalıdan nizâm
Kaldı Cebrâil makâmında hemîn
Dedi âna Rahmeten-lil-âlemin
Bilmezem bu yolları ben nideyim
Kim garîbem bunda kande gideyim
Cebrâil dedi Resûl’e ey Habîb
Sanma ki bu yerde sen seni garîb
Senin için yaradıldı nüh-felek
İns ü cinn ü hûr ü cennet hem melek
Bunda hatm oldu benim cevlân-gehim
Mâverâsından dahî yok âgehim
Bana böyle emr etmiştir Zü’l-celâl
Açmayam ben bundan öte perr ü bâl
Ger gecem bir zerre kadar ileru
Yanarım başdan ayağa ey ulu
Dedi Cebrâil’e ol Fahr-i cihân
Pes makâmında dur imdi sen hemân
Çün ezelden bana aşk oldu delîl
Yanar isem yanayım ben ey halîl
Lî ma’allah vakti benimdir hemân
Tâ ki kurbân eyleyem bâş ile cân
Râh-ı aşkda kim sakınır cânını
Ol kaçan görse gerek cânânını
Râh-ı aşkı sanma gâfil serseri
Belki kemter nesnedir vermek seri
Abdullah Tamamlar
Sitemizde sanatçıya ait toplam 50 eser bulunmaktadır. Sanatçının sayfasına gitmek için tıklayın.


Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.