Abdullah Tamamlar-Beyanı Sırrı Haccı Manevi
Çü irdi gönlüne Hakk’dan eserler
Açıldı ol eserlerden haberler
Diledi kula cânın haccın izhâr
‘Ayân ola bu yolda her ne kim vâr
Kulak tut hac işin isterse cânın
Şerî’atde sekiz şartı var anın
Biri şoldur ki ola kul müselmân
İkinci ‘âkil olup bile erkân
Üçüncü bu buluğiyyet bulasın
Şu dördüncüsü ki âzâd olasın
Beşincisi emînlikdir yolunda
Hem altıncısı azıkdır bilinde
Yedincisi niyyet sekizinci sıhhat
Ki hac itmeğe tâlib bula kuvvet
O şartlar olmasa haccı lâzım olmaz
Kul ol kullukda hem çün kâim olmaz
Nedendir olmadığı anla imdi
Kulak tut anı bir bir dinle imdi
Müselmân olmasa yeri cehennem
Kaçan söyündürür ol odu şebnem
Çün oldu ana tutruk âdem ü taş
Pes andan dünçiyi kurtara mı baş
‘İbâdâtı ana nem dünye dündür
Cemî’i halka hod ol katı gündür
Gönül îmân ile nûr olmayınca
Beden kulluğu şu’le bulmayınca
Cehennem odları söyne mi andan
Hevâ kanatları göyne mi andan
Eger ‘âkl olmasa kor şâri’ anı
Çü bilmedi olar assı ziyânı
Eğer bâliğ degilse lâzım olmaz
Zirâ nefsine anlar hâkim olmaz
Yol emîn olmasa alır harâmî
Helâk eyler o yolda hâss-ü ‘âmmı
Emînlik bu ki saklaya emîr-i hac
Oları kılmaya kimesne târâc
Bilesince ola anın kılavuz
Ol anı besleye yol göstere uz
Bu halk içinde koya hem ‘asesler
Buların sormaya balın megesler
Hem ol anın bilesince nefîri
Bileler göçdüğünü ol emîri
Didin kim bunlara azık gerekdir
Azık çok olması nefse direkdir
Zîrâ azık olmasa olmaz sebâtı
Bulamaz nefsi elinden necâtı
Binit olmasa hem yolda kalır ol
Çü kaldı Ka’be’yi kande bulur ol
Bedende sağlık olmasa yine hem
O yolda kılamaz derdine merhem
Eger bildin ise şartın temâmet
Yerinden ana dek vardın selâmet
Velî dört farzı var kılmak gerekdir
Anın erkânın bilmek gerekdir
Biri sa’y ü birisidir tavâf uş
Biri ihrâm biri vakfe-durur hoş
Anın vâcibleri mîkâtı bulmak
Tahâret kılup andan muhrim olmak
Varup şeytânı taşlamak hem anda
Ki fitne kalmaya cân u bedende
Hacer-esved yüzüne karşı durmak
Eğer mümkin olursa hem yüz urmak
Ziyâret kılmak anı sünnet oldu
Kim iderse anı çok rahmet oldu
O taş anda zîrâ cennet taşıdır
Ana yüz urmağın rahmet işidir
Anın yüzünü ‘âsîler karartır
Yüz uranın için Allah ağartır
Cinâyâtını hem bilmek gerekdir
Anın keffâretin kılmak gerekdir
Eğer terk ider isen vâcibinden
O kurbânı ile yunur suçundan
Eğer sayd öldüre muhrim iken ol
Bahâsın virmek imiş ol kula yol
Eğer vakfeye durmadan o kişi
Cimâ’ itse fesâda vardı işi
O hâl ile geçüp dönmek gerekdir
Kazâ eylemeğe binmek gerekdir
O zâhir haccını sen bildin ise
Bilenden yol kolayın aldın ise
Gel anla hacc-ı bâtından haberler
Haberlerden ala cânın eserler
Nedir şartı nedir rüknü bil anın
Dilerse sıdk ile hacc ide cânın
Nedir vâcibleri mîkâtı hem ne
Dünü gündüz anun da’vâtı hem ne
Nedir ol Mekke hem Âb-ı Zemzem
Nedir ol hâcî ya kurbân u bayrâm
Cinâyeti nedir anın gör imdi
Nedir keffâreti anın sor imdi
Yazarsın gönlün’andan bir varak sen
Duyasın bir varakdan bin sebak sen
Ezel ‘ilminde gizli genc idik biz
Anın ‘aşkı ile renc idik biz
Yazılırdı bize ‘ilm-i ilâhî
Görürdün perdesiz ol pâdişahı
Bulurduk ol sebebden ‘ilm-i kâmil
Ol iderdi bize islâmı hâsıl
Alırdık ‘akl-ı külden ‘akl-ı bâliğ
Varırdık Hazret’e âzâd u fâriğ
Emînlik çoğ idi hem yolumuzda
Azıklar bağlı idi bilimizde
Bulup ‘aşk atına hem binmiş idik
Selâmetlik evinde inmiş idik
Çü cân içinde ol şartlar bulundu
O haccı kılmağa buyruk olundu
Emîr oldu ana ‘aşk-ı ilâhî
Ki göstere özüne taht-ı şâhı
Emîr-hac oldu uydu ana cânlar
Velî yoluna sed oldu bedenler
Bedenler çün ‘anâsırdan mürekkeb
O şâhın yoluna düşdü olar hep
Muhâlif durdu çün biri birine
Bugün düşmânlığı komaz yerine
Dağıtup bir birini aşmak ister
Bitürür Hakk yolunu basmak ister
Gerek oldu o huccâca kılavuz
Ki yitmiş yolları ol göstere uz
Dahi istendi ol yolda ‘asesler
Ki iriştire bulara destresler
Ele alubanın meş’aller anlar
Kese başlar o yolda döke kanlar
Harâmîden olar emîn olalar
Dün içinde yürüyüp yol bulalar
Dah’istendi emîr-haccın nefîri
Kim uyara emîri vü vezîri
Emîrin göçdüğün cânlar bileler
Uyanuben ana yoldaş olalar
Nefîr ol cânlara emr-i kün oldu
Kim işitdi kamusu duru geldi
Delîl idindi bunlar enbiyâyı
‘Ases idindi yolda evliyâyı
Ki ‘aşk odun bular ele alalar
Gice düşmânın boynun çalalar
Gice dünyâ evidir dolu zulmet
Harâmî hod komaz kimsede ‘izzet
Bilence göçer işde nefsin olmuş
Anı öldürmeden kim yol bulmuş
Çağırup göstere anı evliyâya
Kese başın ire derdin devâya
Ve illâ azığını alır elden
Helâk idüben ilter seni yoldan
Senin azıkların ‘ilm ü ‘ameldir
Bu nefsin işi hod mekr ü dagaldir
Girer kalbine yağmalar kumaşı
Özüne acı eyler tatlı aşı
Velî virsin eline evliyânın
Tutar başına tiz od döker anın
Yanar ol od ile külli sıfâtı
Geçer zencîrine bîçâre zâtı
Yedilir bir nice gün tâ ölünce
Temâmet yanubanın nûr olunca
Çü nûr oldu bulur mîkâtını ol
Duyar kim kendüye ne göstere yol
Anın mîkâtı dünyâ işleridir
Bırakır anı ol kim ‘aşk eridir
Şu cennet donların bağlanır ihrâm
Ki bu evde ‘ibâdetdir ana nâm
O mîkâtı görüp pes oldu vâcib
Tahâret kılup ihrâm ide tâlib
Ola zâhid ola ‘âbid temâmet
Geçen ‘ömre yiye çok çok nedâmet
İşi telkîn ü tevbe zühd ü takvâ
‘İbâdâtı müretteb hulku zîbâ
Velî şeyhi komaz cennetde anı
Ki nefse aldanuban kala cânı
Götürür gözlerinden perdeyi ol
Ki cennetden aça Hak’dan ana yol
Görür lutfu nikâbıymış o cennet
Ki bulunmaz anın ardında vuslat
Nikâbı komayan görmez cemâli
Yine yırtan anı anın celâli
Hemândem hâsıl olur ana ‘irfân
Ki uçmakda koyan anı dil ü cân
Kor anları bulur ol demde ‘urfe
An’anlarsız gider zî kâr-ı turfe
Görür esmâsın anın bî-dil ü cân
Pes anda vâkıf olur mest ü hayrân
Okunur bî-zebân esrârı anın
Bu hacda ol-durur da’vât-ı cânın
Bilir kim gösterendir hem görendir
Ana zahmı uran merhem verendir
Nice gide idi andan bu hayret
Anı gark itmese deryâ-yı vahdet
Hacer-esved o bahr içinde cevher
Kim irdi rahmet ana buldu gevher
Eğerçi kim ezel nûr idi özü
Sıfât-ı nefs ile dolmuşdu gözü
Bu zulmetde bulup âb-ı hayâtı
O deryâda yeri zât u sıfâtı
Çü gark itdi vücûdun oldu kurbân
Zihî bayrâm ki ider düşvârı âsân
İçirdi çün fenâ suyunu sâkî
Bekâ donun giyüp ol oldu bâkî
Tavâfı kim o hacca farz olupdur
Sıfâtı zâta kıldığı gelüpdür
Vatandan geçdi kim bulaydı anı
Gelüp vire idi andan nişânı
Nazar kıldı vü gördü kim hemân ol
Tek ister imiş anı gözleyüp yol
Bile göçer imiş varlığı anın
Yakından görmez imiş gözü cânın
Vatan dağın çün buldu temâmet
Koyup dönmek ana olmadı hâcet
Sıfâtına tecellî kıldı zâtı
Tavâf itmek içün anı sıfâtı
Safâ vü Merve sa’y u lutf u kahrı
İdüp gösterdi tiryâk ile zehri
Şarâb-ı ‘aşk ol ilden Âb-ı Zemzem
Kim olur niceler zahmına merhem
Minâ bâzârına çün kıldı seyrân
Kimi derd aldı andan kimi dermân
Kime atar ise ol cemre taşın
Yıkardı dînini alırdı başın
Zîrâ vâcib-durur kim taş ura ol
Şuna kim zerk ile karıştıra yol
Çü bildi zühd içinde zagallik
Zagallik yolda hod mekr ü dagallik
Ezelden her ne yerde kim dagal var
Ol işde öle berdâr ola murdâr
Zagal kişiye himmet kılmadı ol
Zagaldan zîrâ açılmaz Hakk’a yol
Şular kim kıldı işinde gümânı
Eğer oğlu ise taşladı anı
Zîrâ Nûh oğlunu gark itdi ol Hakk
Senin ehlin değil deyu muhakkak
Velînin oğlu gönlünden doğandır
Sen anı sanma tahtına ağandır
Zîrâ anlar yuyup kevn ü mekânı
Nişândan taşra bular bî-nişânı
Üzülür hem nesebden hem sebebden
Fenâ zikrinde arınır talebden
Görür tâlib taleb matlûb hem-ser
İzâfeti bırakır kalır ol bir
Şu kim kodu izâfeti özünden
İrer destûr ana rahmet yüzünden
Şuna kim gönlün ile bil ola dir
Yürü göster bu rahmetden ana sır
Velînin gerçek oğlu anları olmuş
Dahi anlara uyan cânlar olmuş
Çü bildin haccın ahkâmın gel imd
Cinâyâtı işin bir bir bil imdi
İşitsin kendü eksiğin bilenler
Sayıklayup anı sağlık bulanlar
Yine cân iline seyrân idenler
Kılup haccın özün kurbân idenler
Bilindi cîfe dünyâ tâlibi isen
Halâyıkda eğer bây yoksul isen
Sen andan muhrim olmazsan nidersin
O haccın vâcibini terk idersin
Sana kurbân gerekdir nefsi kurbân
Kılar isen bulasın derde dermân
Gide tâlib kala dünyâ mu’attal
Anı Hakk kıla cennâta mübeddel
Na’îmi cennetin âdem işidir
İşi nitsün şu kim uçmak kuşudur
Nazar kılmayasın dünyâya ayruk
Meğer buyruğu’çün ger ola buyruk
Eger ihrâm içinde av kılasın
Gerek ol kim bahâsını bilesin
Ana göre kılasın anda kurbân
Suçun gide olasın kâmil insân
Anın avı bu kim dünyâ kumaşın
Bula nefsi koya ‘akl-ı ma’âşın
Yoluna sed ola geçmeye cânı
Nişândan isteye ol bî-nişânı
Bahâs’anın şu hâsiyyet-durur kim
Anı avlamağa ol oldu hâkim
Kimi hırs ü kimi buhl ü tama’dır
Kosun anı şu kim ehl-i vera’dır
Eger taşlamasa şeytânı anda
Kıla ölmüş iken nefsini zinde
Görüne ol kişiden terk-i vâcib
Ana kurbân gerek ger ola tâlib
Yine nefsini kurbân eylesin ol
Eger bulmak diler ise Hakk’a yol
Cimâ’ itdiği önden vakfeden hem
Nedir bil kim kılasın zahme merhem
Ol oldur kim bu yol içinde tâlib
Yürürken ola şehvet ana gâlib
Harâma düşe yağmalaya hâli
O hâlatın dilinde kala kâli
İçinde hâli yavu kıldığıdır
Dışında kâli mâzî olduğudur
Ana merhem bu kim koya kelâmı
Tuta evvelki menzilde makâm
Kıla gönlünü şeyhe gine teslîm
Kabûl iderse ide her işi ta’lîm
Kabûl itmez ise yüzün düşe ol
Ki anın şefkatinden açıla yol
Dimeye kim ezel dervîş idim ben
Hidâyet ehli ile ışıdım ben
Yüzün düşüp çeke yolda belâyı
Ki tâ Hakk irgüre derde devâyı
Bile kendüözünü ala nasîbin
Adûsun koyup isteye habîbin
Gine vâkıf ola çün bula ‘urfe
Koya kendözünü ol yola sarfe
Kılarsa vakfeden sonra bu hâli
Ala şerbet nedir iç yu vebâli
Deve kurbân iderdi ehl-i zâhir
Ana nefsi deve olmuş gör âhir
Deve işi zirâ diken yimekdir
Yiri ters ü işi dâim emekdi
Bunun dahi hem öyle oldu işi
Çeküp yükler dikenler oldu aşı
Yine nefsin kılasın anda kurbân
Kim ol diken yimekden kurtara cân
Çü bildin her işin dermânı vardır
Taleb kılsın şu kim cânı vardır
‘Alâyıkdan özü bürîde olsun
Dili ‘âşık gibi şûrîde olsun
Ki tâ her sâ’ati bin hac ide cân
Anın esrârına mest ola hayrân
İlâhî bizi ol hacdan ayırma
Dil ü câna cinâyatını virme
Ki mîr-haccın nefîrin işidevüz
O huccâc ile anda iş idevüz
Abdullah Tamamlar
Sitemizde sanatçıya ait toplam 50 eser bulunmaktadır. Sanatçının sayfasına gitmek için tıklayın.


Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.