Abdullah Tamamlar-Beyanı Sırrı Udhiyyei Manevi
Der-i deryâ-yı rahmet çün açıldı
Gönül gözgüsüne rahmet saçıldı
O rahmetden göründü nice esrâr
Ala andan kimin vâr ise ikrâr
Anınla ‘âbid-i Rahmân ola ol
Cemâl-i ‘ıydine kurbân ola ol
Yuya rahmet suyuyla ad u sânı
Gide âsâr-ı nefsin ola fânî
Takarrub bula ol in’âm içinde
Çü kurbân eyledi bayrâm içinde
Zira şer’ eyledir kurbânı nafi’
Nahr gününde olanın kıldı şâri’
Şerî’atde kişi kurbân iderse
Anınla derdine dermân iderse
Nahr günleri anın vakti olmuş
Şerî’at hükmü anın üstüne gelmiş
Namazın sonu evvel vakti anın
Şehir halkına buyruğu Hudâ’nın
Üçüncü günü bayrâmın olınca
Gidüp gündüz anın gice gelince
Şehirden ayru olsalar cemâ’at
Tulû’-ı fecr olmuş ana sâ’at
Ki evvel vaktini andan göreler
Üçüncü güne dek hem çün süreler
Ne vaktin kılsa kurbân ola câiz
Kimesne olmaya işine ‘âciz
Oku ahkâmın esrârın gör imdi
Nedir kurbân olan bunda sor imdi
Anın bayrâmı günleri ne gündür
Ki bulana o bayrâmı düğündür
Zîrâ kurbâna vakt olmuş o günler
Ol kurbâna bulan kıla düğünler
Nedir şehri ya kimdir ehli anın
Ki anlara budur hükmü Hudâ’nın
Namazın sonuna kurbân iderler
Me’âsî derdine dermân iderler
Olara vakt-i evvel ol dem olmuş
Kılanın nefsi derdine em olmuş
Ya taşra halkı kim durur bil ey cân
Ki anlar Hakk yoluna kılsa kurbân
Sabâh ağardığında kılsa câiz
Kimesne olmadı yoluna hâciz
Velî ikisine de vakt-i âhir
Üçüncü gün gurûbu oldu zâhir
Oların sırrın bilmek dilersen
Bilüp menzillerin almak dilersen
Gözün aç sırrına tutgıl kulağı
Ki ana göre kılasın yarağı
Ol oldur kim seni Hakk Mısr’a sultân
Yaratdı kıldı nefsin yurdu Ken’ân
Sıfâtın nefsin ancak idi behri
Kodu Mısr’ı vü Ken’ân oldu şehri
O hak bilirdi nefsin ezâsın
Buyurdu kullara anın gazâsın
Ki kurbân eyleyeler anı anda
Çü olmayınca kılmaz cânı zinde
Anın Ken’ân’ı cismi ‘âlemidir
Uyar mı cisme şolkim âdemîdir
Anın Mısr’ı gönül tahtıdır anda
Ki ana irmez kalır yabanda
İrenler dört bölük oldu cihânda
Oku ‘ilmini anın cism ü cânda
Biri sâlik biri meczûb-ı sâlik
Yolun sırrına anlar oldu mâlik
Birisi sâlik-i meczûb oldu
Biri meczûb oluban şöyle kaldı
Bularun ‘ilmini sen bir bir anla
Kulak tut sırrına cân ile dinle
Ki kurbân kıldığını anlayasın
Nice kıldıklarını dinleyesin
O sâlik ol duru kim ola ‘âşık
Velî sed ola yoluna ‘alâyık
Taleb kılup ‘alâyıkdan geçe ol
Yolun esrârını bir bir aça ol
Temâmet varlığını ide kurbân
Pes andan görüne ana sırr-ı cânân
Salât-ı ‘ıyd ana anın cemâli
Ki kurbân idüben buldu visâli
Mısr’dan taşra idi çün vücûdu
Kılup kurbânını kıldı sücûdu
Virüp ol secdede ‘ıyd-i mübârek
‘İnâyet kıldı ana Hakk tebârek
Ol meczûb oluban sâlik olan ol
Ki yürümeden evvel ol yana yol
Hakk açup göstere ana cemâlin
Pes andan bildire evsâf-ı hâlin
Cemâli görüben hem kılsa kurbân
Namaz ardınca câiz ola andan
Ola sâlik o hem meczûb-ı sâlik
O cezbe kıla anı Mısr’a mâlik
Girüben şâha teslîm ide cânı
Yuya ‘aşkı ile nâm u nişânı
Nahr günleri zîrâ vakt olmuş
Kıla kurbân şol kim vakt bulmuş
O günler nefs ü cân u dil günüdür
Oların kesreti zulmet dünüdür
Pes ol günlerde varlığını kurbân
Kıluban bula her derdine dermân
Pes ol kılmış iken ‘ıydin namâzın
Kıla kurbânın ide her niyâzın
Zîrâ varlığı kurbân olmayınca
Anın esrârını ol bilmeyince
Bulamaz ol namâzından huzûru
Eğerçi gönlü gözü gördü nûru
Çün oldu cezbeden ol Mısr’a sultân
Namâzın kıluban eyledi kurbân
O sâlik oluban meczûb olan kim
Ol oldur kim ana ‘aşk oldu hâkim
Sülûk iderken anı cezbe kıldı
Vücûdu perdesini gözden aldı
O dem üç perdesi vâr idi anın
O perde gözünü tutmuşdu cânın
Biri nefs ü biri cân u biri dil
Bular komuş idi yolunu müşkil
Buların günleri eyyâm-ı nahri
Bular gitse döner tiryâke zehri
O cezbe bunların varlığın aldı
Bular gitdi Hakk’ın varlığı kaldı
Buların varlığı evvel oldu kurbân
Dönüp kıldı namâz-ı ‘ıydini cân
Zîrâ irmedi şehrin içine el
O kurbân ile kıldı küflini hal
Ger andan sonra gönlü doğsa anın
Görünse perdeleri cism-i cânın
Bilinir kim o cezbe nefsin olmuş
Anınla nefs kurbânını kılmış
O kurbânın gününün biri geçmiş
Gönül gözüne Hakk andan yol açmış
Yine bir cezbe dahi gönle kıldı
Sülûk ider iken varlığın aldı
Yine gördü ki her varlık arınmış
Halâyık güdüben Hâlık görünmüş
Yine cân eyledi şükr ü niyâzın
Virüp kurbânını kıldı niyâzın
Bu kurbânı çün Mısr içinde kıldı
Namâzın sonu evvel vakti oldu
Zîrâ ol Mısr’ı câmi’ bulmuş idi
Kamu varlıklar andan kalmış idi
Kılup ol şâh-ı ‘âlem ana ihsân
Anı kılmış idi ol Mısr’a sultân
O da ‘ıydi namâzın kılmış idi
‘İbâdâtına meşgûl olmuş idi
Bu kurbân oldu sonu ilk namâzın
Eğerçi önü oldu son niyâzın
Görünse sonra yine sûret-i cân
Bilinir ki olmamış ol günde kurbân
İkinci günü görnlü fânî olmuş
Üçüncü cezbe andan varlık olmuş
Yine sâlik olur ol cân ilinde
Geçüp perdeleri anın yolunda
Üçüncü cezbe kılar cânı kurbân
Pes andan bulur ol derdine dermân
Olar o cezbeden kaldı fenâda
Dönüp bâkî olup gelmedi ada
O meczûb olup anlardır bu yolda
Açılmadan sülûkü cân u dilde
İrişdi ‘aşk-ı Hakk yolların aldı
Oların her biri bir yerde kaldı
Kimisi oldu ol dem külli fânî
Yudu ol cezbeden nâm u nişânı
Cemâli ‘ıydine tîz oldu kurbân
Hakk ana müşkil işi kıldı âsân
O cezbeden çün anlar şehr buldu
O kurbânı o şehr içinde kıldı
Cemâli görse sonra kılsa kurbân
Ola câiz bula derdinde dermân
Gönül yüzü çü kesretden arındı
Cemâl-i Hakk o gözgüde göründü
Eğer cân varlığından irse kesret
Anı mahv eyleye deryâ-yı vahdet
Namâzın sonuna kurbân anın
Budur terk eyle gel şekk ü gümânın
Ayılup kendüye gelmez ol ayruk
Bilemez ana Hakk’dan n’oldu buyruk
Od u su olur anlara berâber
Yer ü gök gözüne düpdüz serâser
Ne sünnet bilir anlar hod ne bid’at
Hem olur neye kıldılarsa himmet
Oların dirliğine uymayalar
Duâsın lâkin elden koymayalar
Kimisi buluban keşf ü kerâmet
Yitirdi kendüyi kodu ‘ibâdet
Tekâlif üstlerinden gitdi’oların
Ki bilmedi işin her bir hûların
Eğerçi olmadılar yolda kurbân
‘Akıllarını aldı ‘aşk-ı cânân
Pes anlardan hisâb istemedi ol
Eğerçi varmadılar şer’ ile yol
İre lutfu ana bula nasîbin
Nasîbinden göre ol dem habîbin
Velî anlara dahi uymak olmaz
Zîrâ anlar dahi Hakk’ın yolunu bilmez
Sen imdi gel anla bu sözden maksûd
Taleb kılanı komaz yolda Ma’bûd
Kimine tâlib olmadan dahi hem
İrer ‘aşkı urur zahmına merhem
Velî sana taleb kılmak gerekdir
Taleb kılan nasîbi yeğrek gerekdir
Zîrâ meczûb olan olmaz kılavuz
Şefâ’atden olar bulmayısar yüz
Sen ey ‘âşık o yolda tâlib olgıl
Anın ‘aşkına dün gün râgıb olgıl
Yarın Hakk eşiğinde nûr olasın
Şefâ’at kıluban iller alasın
İlâhî bizi ‘aşkından ayırma
Murâd-ı nefs ile yolundan ırma
Ki ‘aşkın ola cân u dil delîli
İrişdire o yoldan her zelîli
Abdullah Tamamlar
Sitemizde sanatçıya ait toplam 50 eser bulunmaktadır. Sanatçının sayfasına gitmek için tıklayın.


Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.