Web sitemize hoşgeldiniz, 17 Temmuz 2024
Beğen 1

Sahipsiz Yalnızlık

İçerde benden başka ölen yok diyorum size
Güneşin cenazesini omuzumda taşıdım
Yalnızlığımla her gece halısız odamda
Yere serilen sadece çaresizliğimdi
Yaslandığım duvarların kamburu çıkıyordu ceplerimden
İki büklüm oluyordu ruhum sessizlikten
Yalnızlığın elinden içiyordum çamur kalabalıkları
Arada bir uğruyordum aynalara
Ve yüzümü ölüme benzeten saçlarımın altında kalıyordu çocukluğum

Hurdacıların arabalarında sallanan beşikler gibi
Eski uykular taşıyordum gözlerimde
Yıllardır aynı yerde oturan bankların üzerine giydirilmiş
Bu sahipsiz yalnızlığın tek sahibi bendim

İçerde benden başka ölen yok diyorum size
Gözyaşlarımın mendili kuşlardı
Saatleri tekmelerdim zaman geçsin diye üzerimden
Balkonlara asılmış yoksul çamaşırlardan bile daha fakirdi
Kalbime asılan kimsesizlik
Pencerelerden sızan ışıkların karaladığı bir sokak defteri olmuştu ellerim
Rüzgar cesetlerini toplayıp evime döndüğümde esiyordum
Gürlüyordum kendi kendime
Bir kaynar su gibi dökülüyordum boş odaların içine
Beni yakan bu yalnızlıkla alev alıyordum her gece
İçerde benden başka ölen yok diyorum size

Karıncalanmış şeker kaplarına uzandığım kahvaltı sabahlarından
Delik deşik bir gündüze akıyordum
İsteksiz bir öksürükten sonra
Neyin var diyecek pembe bir çocuk yüzü karışsın istiyordum kalbime
Konu komşunun sevaptır diye verdiği bir tabak çorba şefkatinin içinde tutsaktım işte

Yalnızdım
Yerin göğsünü yırtan bir adımla yürüsem de yollarda
Ceketime kılıç çekip saplasam da bu mevsimin öksüzlüğünü
Yüzümde emanet gibi duran gülümsemenin sonuna yetişiyordum
Nefes nefese kalıyordum bu sessizliğin içinde koşturmaktan
Hırsımdan deldiğim duvarların açlığıydım
İnce bir örtünün altına dizlerini büküp yatarken
Cılız ve bitmiş kelimelerimle oyuyordum gözlerimle gökyüzünü
Bana acıyarak bakan dostlarımın yiğit tesellileri
Beni ancak bir gece avutabiliyordu
Ve ben bir gecede ruhunu gerçek yalnızlığa terk edenlerin sonuncusuydum
Belki hiç bilmiyordum
İçerde benden başka ölen yok diyorum size

Bir tek odamın dizleri titriyordu o gece
Ceketimin söküğüyle bakan aynaların ışığını söndürmüş
Kendime dalmıştım
Ölüm eski bir gazete kağıdı gibi kokuyordu odamda
Bir yerden ölüm havası alıyordu bütün boşluklarım
Ölüm doluydum sanki
Makarama sarılan ölümün dikeceği bir ömür söküğüydüm
Acımı kilitlediğim eski çekmecem üzerime yığıldığında
Yüzümün masumiyetini bir cam parçası sıyırdığında ve
Ve yalnızda olsa tek oda içinde yaşamaya razıydım
Diyebileceğim ölüm korkusu ruhumu bıçakladığında
Ben ölümlerden ölüm beğeniyordum

Kıpırdatabildiğim tek parmağımın dünyaya vedasını izliyordum
Gözlerimin önünden film şeridi gibi geçecek bir hayatım
Olmamıştı zaten
Arkamda yer yarıldı da içine girdi diyecek dostlarımda yoktu hani
Ölüme taşınıyordum bir gecede
Ölümüm yeni de olsa yalnızlığım eskiden
Ve beni öldüğümde bile tek başına bırakmayan
Vefalı bir sessizlikmiş yalnızlığım
Bu evden bu evden sağ çıkacak tek dostum yalnızlığımmış
İçerde benden başka ölen yok diyorum size
Yok,yok,yok…


Cihangir Kızılcık

Sitemizde sanatçıya ait toplam 13 eser bulunmaktadır. Sanatçının sayfasına gitmek için tıklayın.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.